9 Kasım 2012 Cuma

ATATÜRK'Ü ANIŞ...




Şuan saat 09:05,her yerde sirenler çalıyor ve herkes saygı duruşunda.
  Ama biz, bu yıl bir hafta önceden başladık Ata'mızı anmaya.Üstte gördüğünüz şiir bir haftadır Yağız'la ikimizin elinde,ezberledik,provalar yaptık.
  Cumartesi günü okullar kapalı olduğu için de cuma gününden yapıldı anma töreni.Mevsim kış ve bizim okulumuz bir yuva,bu nedenle töreni bahçede değil,oyun salonunda yaptılar.Yani bizi davet etmediler.Cumhuriyet bayramı'nda da aynısı olmuştu.Ve ben oğlumun okuduğu ikinci şiiri de göremedim,duyamadım, o gururu sadece öğretmeninin güzel sözleriyle yaşadım.
   Ben de mutluluğumu ve gururumu sizlerle paylaşarak avunuyorum işte.Hem de tarihe notumu düşmüş oluyorum.






Annesine,selamını çaktı ve şiirini okumaya gitti,eminim bunu da başarmıştır benim oğlum (maşallah diyeyim)

  Geçen sene ki gibi kuru kuruya değil de,konuyla ilgili bir şekilde Ata'mızı anmış olmak istedim.Ben hiç kimse için, öyle çok ağdalı cümleler kuramam,ne yapayım yapım bu.Öyle işin siyasi tarafına da hiç girmem,sevmem de.
  Ata'mız ve tüm asker arkadaşları nur içinde yatsınlar.Biz, bu yıl onları oğlumla birlikte andık...


Sağlıcakla kalın...

7 Kasım 2012 Çarşamba

İLK CUMHURİYET BAYRAMI'M



Herkese merhabalar.
  Bu yıl aralıksız bayram kutluyoruz, ne de güzel denk geldi.Kurban bayramı bitti,cumhuriyet bayramı kutlamaları başladı.Bu yıl cumhuriyet bayramı benim için ayrı bir anlam taşıyor.Neden mi?

 ''Sevinçle,sağlıkla geçsin
   Sabahımız, akşamımız
   Kutlu olsun hepimize
   Cumhuriyet bayramımız''


 İşte benim yakışıklım,bayramda  bir aksilik olmazsa bu kıta'yı okuyacak da ondan.Öğretmeni üç arkadaşıyla birlikte onu seçmiş.Birlikte ezberledik,çalıştık umarım utanıp sıkılmaz güzelce okur.Ben utangaçlığım yüzünden bayramlar da hiç şiir okuyamadım,hala da öyleyim,toplumda yüksek sesle hiçbir şey okuyamam :( o'da benim gibi toplumda utangaçlık yapıyor ama bu şiiri okumak için çok hevesli,inşallah güzelce okur da hevesi kırılmaz .Hadi hayırlısı :)

  Herkesin cumhuriyet bayramı kutlu olsun...

8 Ekim 2012 Pazartesi

''ALİBEY (CUNDA) ADASI'' NDAN GEZİ NOTLARI




Herkese merhabalar,hayırlı cumalar.
   Buradaki yazımda elimden geldiğince gezi yazıları yazacağımdan bahsetmiştim,ama kaç hafta oldu benden hala ses çıkmadı.Madem öyle en azından haftayı güzel birgeziyle kapatayım dedim.
   Bu defa sizleri Alibey (cunda)adasına götürmek istiyorum :) Daha evvel gittiniz mi bilmiyorum? ama aklınızın bir köşesinde olması gereken ,görülesi,sıcak bir yer.
   Balıkesir'in ayvalık ilçesine bağlı, ege'nin dördüncü büyük adasıymış.Adaya girer girmez gerek yapılarıyla,gerek mimarisiyle, eski bir rum köyü olduğu hemen anlaşılıyor.
  Eski adı Cunda olan, ancak kurtuluş savaşında padişah'ın ''Yunan'lılara teslim olun'' çağrısına itiraz edip kendi birliğiyle adayı kurtaran ''ilk birliğin kumandanı ,üstteki fotoğrafta da gördüğünüz ''Yarbay Ali çetinkaya'ya'' ithafen adı ''Alibey adası'' olarak değiştirilmiş.

 Güzel ara sokakları,eski şirin yapılarıyla sahiden tarih kokan bir ada.1964 yılında ilk boğaz köprüsü Alibey ada'sına yapılmış.Aslında fotoğraflar her şeyi anlatıyor ama ben yine de araya küçük bilgiler ve yaşadıklarımı serpiştirerek yazmak istiyorum.



Bakım isteyen,eski hali bile benim için çok güzeldi.




  Henüz restorasyonu yapılmamış,yenilenmeyi bekleyen yapılar vardı,öğrendiğim kadarıyla sponsor bulamıyorlarmış,umarım en kısa zamanda sponsor bulup,yıkık,harabe yapıları en güzel şekilde restore edebilirler.




    Biz kadınların tarihi yerler görmek kadar sevdiğimiz bir şey daha varsa ,o da alışveriş yapmaktır sanırım.Çok büyük olmasa da çok şirin bir çarşısı var,içinde kayboldum desem yalan olmaz.Zaten bayılırım incik boncuk almaya,bir de üzerine dönüşte hediye verilecek olması beni tam bir alışveriş canavarı yapıyor sanki :)
  Hediyelik eşyalar,sabunlar,zeytinyağları,havlular ne arasanız var.



  En çok da Aşıklar tepesi'ni (değirmen)sevdim,çok eski bir rum yapısıymış,2007 yılında rahmi koç tarafından restore edilip kütüphane olarak halkın hizmetine açılmış.Bir üstteki ve alttaki iki fotoğraf aşıklar tepesinden derlediğim fotoğraflardır.

  Değirmene bayıldım,görsel olarak çok güzel olmuş.Bir de kafeteryası var ki eşsiz bir manzara eşliğinde kahvenizi yudumlayabilirsiniz.Sanırım manzara ve konsept olarak çok romantik bir ortam olduğundan adını Aşıklar tepesi koymuşlar.Tabi çocuğunuzla gidince pek romantik olmuyor onu da dip not olarak düşeyim :)




Kitaplığa gelince,öyle kocaman,ayrıntılarda kaybolacağınız bir kitaplık değil.Oldukça küçük ancak eski resimlerle son derece otantik ve tarih kokuyor.Kitaplık Necdet H.'nin kitap kolleksiyonunu bulunduruyormuş.






Bizim paşayla, gezmek her ne kadar zor olsa da,onunla da bir başka güzel oluyor.




 O kadar yokuş çık,gez,fotoğraf çek doğal olarak yorulduk ,acıktık,nerede yemek yemeli?
Tabi ki sahildeki balık lokantalarından birinde denize nazır balık yemeli.Çiğ haliyle kiloyla aldığınız balığı dilediğiniz gibi pişirtebilirsiniz.Yanına da onlarca meze arasından seçiminizi yapıp afiyetle yiyebilirsiniz.

Diğer gezi yazılarıma  BURADAN ulaşabilirsiniz.

HERKESE MUTLU HAFTALAR...

27 Eylül 2012 Perşembe

İLK OKUL GÜNÜM





Yeni bir haftadan herkese merhabalar.
  Umarım güzel bir hafta olur hem bizler hem de minikler için.Malum birçok minik resmi olarak
 bugün itibariyle okula başlıyor,o miniklerden biri de bizim yağız bey olacak.Aslında geçen sene yuvaya gidiyordu ama, bu başka ! anaokuluna başlıyoruz,yani artık resmen okullu sayılırız.Biz 66 aylık sınırından 2 ayla kurtulduk,istesem ilkokula başlatırdım ama tercih etmedim.1 yıl daha gönlünce oynasın ,nasılsa ondan sonraki yılları hep okuyarak geçecek.Allah hepsine zihin açıklığı versin,tabi bizim gibi anaokuluna gideceklere de bol enerji versin :)
    Heyecan dorukta,kalbimiz pıt pıt.Siz bu yazıyı okurken muhtemelen eğer bir aksilik olmazsa ,ben okulda olacağım,servisle göndermek yerine ilk gün yanında olmayı tercih ettim,her ne kadar geçen yıldan antremanlı olsak da,öğretmeninin değişmesi ve verdiğimiz 3 aylık ara dolasıyla en uygunu bu diye düşündüm.Bende 5,5 yaşında başlamıştım ilkokula ve annem beni bırakıp gittiğinde nasıl bir burukluk yaşamıştım hiç unutmam.Bence imkanınız varsa siz de yalnız bırakmayın,benim gibi kovulana kadar bekleyin okulda :)

Sağlıcakla kalın...

BÜYÜK ADA'DA SAKİN ,GÜZEL BİR GÜN



Herkese merhabalar.
  Bugün bir yemek değil gezi postuyla sizlerleyim.Bundan sonra bir aksilik olmazsa haftanın bir gününü gezi postlarına ayırma kararı aldım,en azından taslaktaki geziler ve fotoğraflar bitene kadar.
  İlk olarak da havalar hala güzelken belki gitmek isteyen olur diye de Büyük ada'yla başlamak istedim.Küçük bir rehber olarak düşünebilirsiniz.Oldukça uzun zaman olmuş ada'ya gitmeyeli,tam 11 yıl en son bekarken gitmiştim ve eşimle ilk gidişimiz,nedendir bilmiyorum bir türlü götüremedim bizim beyi adaya,ama yine ben galip geldim sonunda birlikte ayak basabildik :)



Sabahın ilk saatlerinde bostancı'dan vapurla çıktık yola.Yağız beyin biraz gülümsemeleriyle birazda somurtkan suratıyla yola devam ettik,Bkz. üstteki fotoğraf :)
  Hala gelmedik mi anne/baba nidalarıyla sonunda adaya ayak bastık.


  Merkezde biraz oyalandıktan sonra artık Yağız bey'in ısrarıyla geze geze plaja doğru gitme vakti gelmişti  bunun için bir faytona ihtiyaç vardı,fakat fayton sırası o kadar uzundu ki ,beklemek hiç işimize gelmedi doğrusu ama bu o an ki fikrimizdi,sonradan pişman olacağımızı bilmiyorduk malesef.Yol o kadar uzundu ki keşke bekleseydik dedirtti bize.
 Bu arada küçük bir not,bundan sonra adada bu kadar çok fayton olmayacakmış,çok koku yapıyormuş bu nedenle birkaç tane dışında hepsini kaldıracaklarmış,anlaşılan bundan sonra sıra daha da uzayacak.


Yol boyu çok güzel evler,bahçeler,mis gibi kokan çiçekler,faytonlar,bisikletler eşliğinde ve yağız'ın gelmedik mi hala,ne biçim bir dünya burası Payton (fayton) bisiklet,payton bisiklet  başka birşey yok sevmedim ben burayı nidaları eşliğinde yolumuza devam ettik :)


Sahiden çok güzel evler ve bahçeler vardı çekebildiğim kadar fotoğraf çektim hem kendim hem de sizler için.Üstteki fotoğrafta ki ''surp astvazazın verapohum kilisesi.eski bir rum kilisesiymiş.


Güzelliğe bakar mısınız ?


Hele her bahçede rengarenk ağaçlar,çiçekler yok mu bayıldım..



   İşte üstteki fotoğraftaki de gitmeye çalıştığımız plaj,gerçi biz adaya deniz için gitmedik ama paşa tutturunca hadi onu da aradan çıkaralım dedik dedik de,demez olaydık.Küçük bir plajı var ücret kişi başı 30 tl ve leş gibi bir deniz,yosunlar,pislikler ne ararsanız var malesef.İşin ilginç yanı hınca hınç dolu bir plaj.Ben zaten girmedim yağız'ıda ikna edip girmesine engel olmaya çalıştık,neyse ki ikna oldu ama madem buradayız, bari deniz bisikletine binelim de boş dönmeyelim dedik.Bisiklet ve akşam üzeri manzarası keyifliydi,onun dışında aklınızda olsun plajına asla uğramayın derim.


 Dönüşte saat başı tekneyle plajdan alıp iskeleye bırakıyorlar bizde bir daha o yolları tekrar yürüyemeyeceğimiz için bu işe çok sevindik doğrusu,martılarla birlikte iskeleye döndük. 


  Eee o kadar yürüdük ,gezdik tabi acıktık,ne yeriz ?Ben tabi ki balık yerim.Merkezde deniz kenarında restoranlar var hem deniz hem de martıların tacizi eşliğinde yemeğinizi afiyetle yiyebilirsiniz.Restoranlar her açıdan (yemek,ortam ve fiyat)ortalama diye tabir ettiğimiz türden.Ben çipura yedim ortaya da nefis yeşil bir salata ve birkaç meze ,eşimle oğlum yanlış hatırlamıyorsam köfte yediler,toplam da 90 tl gibi bir ücret ödedik,çok pahalı olduğu söylenemez.


Son olarak da çayımızı gün batımına karşı yudumladık ve vapurun yolunu tuttuk.İşte böyleee, dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım umarım keyifle okumuşsunuzdur.

Sağlıcakla kalın...